Demirdeki Sır – Mesken

İlk bakışta demirin sıradan bir element olduğunu düşünebilirsiniz, ancak Kur’an’ın derinliklerine indiğinizde, bu elementin bilim dünyasının son yüz yılda ulaştığı bilgiyi 1400 yıl öncesinden müjdelediğini göreceksiniz. Hadid suresi, adını taşıdığı “demir”den manasını alır, ve içindeki sırlar, bu elementin bilinmeyen yönlerini aydınlatır.

Hadid suresinin 25. ayetinde şu ifade yer almaktadır: “Biz demiri indirdik ki, onda çetin bir sertlik ve insanlar için faydalar vardır.” Bu ayette kullanılan “enzelna” tabiri, “Biz indirdik.” manasına gelir. Bu ifade, demirin yer altından çıkarılması yerine “Biz indirdik.” denilmesiyle, bilimsel bir mucizeye işaret eder. Demirin oluşabilmesi için gereken sıcaklık, ne Dünya’da ne de Güneş’te bulunur. Ancak Süpernova patlamaları, demirin oluşumunu sağlayacak sıcaklığı yaratır. Hadid suresindeki “indirdik” ifadesi, bu uzaydaki patlamalar sonucu demirin Dünya’ya taşındığını öngörerek, hepimizi bir kez tefekkür etmeye sevk etmiştir.

Bu ayette, 19. yüzyılda bilim insanlarının yeni  keşfedebildikleri bazı bilgileri, Kuran- Kerim’in bizlere 1400 yıl öncesinden bizlere iletilmiş olduğunu görüyoruz. Kur’an, demirin insanlar için taşıdığı faydaları vurgularken, o zamanlarda demirin sadece kılıç yapımında kullanıldığını bilen topluma karşı ileri bir bilgi sunar. Bugünse demir, yaşamın temel yapı taşlarından biri olarak kritik bir rol oynamaktadır ve insan vücudundaki hemoglobin, atmosferin oksijenini taşıyan demir içermektedir.

Hadid suresinin içerisindeki matematiksel sır da dikkat çekmektedir. Surenin ismi olan “El-hadid” kelimesinin Arapça’daki sayısal değeri 57’dir, bu aynı zamanda surenin Kur’an’daki sıra numarasıdır. Eğer sadece “hadid” kelimesinin sayısal değerine bakılırsa, bu değer 26’dır ki bu, demirin atom numarasıdır..

Bir insanın, okuma-yazma bilgisi olmadan ve astronomi alanında herhangi bir bilimsel arka plana sahip olmaksızın 1400 yıl önce gök bilimlerini kendi başına keşfetmesi ve bu bilgileri başkalarına aktarması mümkün değildir. Aynı şekilde, bilim insanlarının ancak son yüzyılda aydınlatmaya başladığı bazı gerçekleri, bir insanın 1400 yıl önce kendi gayretleriyle ortaya çıkarması akla yatkın değildir. Mantığını kullanan herkes, bu tür bilgilere bir insanın kendi başına ulaşamayacağı sonucuna varacaktır. Eğer bu bilgileri bir insan keşfedememişse, geriye yalnızca bir olasılık kalır: Bu gerçekleri bildiren kitap, her şeyi yaratan yüce bir varlığın eseridir. İşte o kitap Kur’an’dır ve o yüce varlığın ebedi sözüdür. Biz buna inanır ve iman ederiz!

Facebook
WhatsApp
Twitter
LinkedIn