Cevap
Değerli Kardeşimiz;
Evvela, burada yüzde doksan veya yüzde doksan dokuz gibi ifadelerin hikmeti; bir insanın ne kadar takva da olsa kendisini yüzde yüz emniyette görmemesi içindir. Yani korku ve ümit dengesini muhafaza için, bu gibi yüzdelik tabirler kullanılır.
Hiç kimse akıbetinden ve Allah’ın azabından emin olamaz. Allah’ın azabından emin olmak, O’nun gazabını celbetmeye vesiledir. Allah’ın azabından korkmalı hem de O’nun rahmetinden ümit kesmemelidir. Yani ‘havf ve reca’ ortasında olmalıdır.
Sahabeler, hatta cennetle müjdelenen aşere-i mübeşşere ve bütün kâmil insanlar, akıbetlerinden daima endişe edip, hüsn-ü akıbet için her an Allah’a sığınmış ve O’na niyazda bulunmuşlardır. Onların bu hassasiyetleri ve davranışları bize numune olmalıdır.
İkincisi, burada kast edilen mana, bu eserlere bağlanan ve onları dava vekili olarak gören kişilerin yüzde doksan ihtimalle o haps-i ebedîden kurtulacağının müjdesi verilmektedir. Dolayısıyla hangi adam olursa olsun, ebedî cehennem ve azaptan kurtulması için, dava vekili olarak Risale-i Nurları elde etmesi yeter.
Selam ve dua ile…