İkindi Namazı – Mesken
“Allâhümme ente’s-selâmü ve minke’s-selâm, tebârekte yâ ẕe’l-celâli ve’likrâm”

Allah’ım! Sen Selâm’sın; selâm ve selâmet Senden gelir. Her şeyden üstün ve yücesin ey Celal ve İkram sahibi!

“Allahümme šalli alâ seyyidinâ Muḥammedin ve ʿalâ âli seyyidinâ Muḥammed. Šalâten tüncînâ bihâ min-cemîʿı’l-ehvâli ve’lâfât. Ve takḍîlenâ bi-hâ cemîʿa’l-ḥâcât. Ve tüṭahhirunâ bi-hâ min-cemîʿı’s-seyyiât. Ve terfeʿunâ bi-hâ ʿındeke aʿle’d-derecât. Ve tübelliğunâ bi-hâ aḳša’l-ğâyât. Min-cemîʿı’lḫayrâti fi’l-ḥayâti ve baʿde’l-memât. Âmin yâ Mucîbe’d-deʿavâti ve’l-ḥamdü lillâhi Rabbi’lʿâlemîn.”

Allah’ım! Efendimiz Muhammed’e ve Efendimiz Muhammed’in Âline öyle bir salat ve rahmet eyle ki, Onunla bizleri bütün dehşetli korku ve her türlü afetlerden halas eyle, bütün ihtiyaçlarımızı yerine getir, bizleri bütün günah ve kötülüklerden temiz kıl, yanında en üstün derecelere yükselt, bizleri gerek hayatta ve gerekse öldükten sonra bütün hayırlanın en yüksek gayelerine vasıl eyle. Ey bütün dua ve isteklere cevap veren Mucib! Duamızı kabul eyle. Hamd olsun Alemlerin Rabbi olan Allah’a ki, hamd ancak kendisine mahsustur.

“Sübḥânallahi velḥamdü lillâhi ve lâilâhe illâllahü vallahü ekber ve lâ ḥavle ve lâ ḳuvvete illâ billâhi’l-ʿaliyyi’l-ʿaẓîm.” Âyete’l-Kürsî okunur:
Bismillâhirraḥmânirraḥîm.

Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.

“Allahü lâ ilâhe illâ hüve’l-ḥayyü’l-ḳayyûm. “

Allah kendisinden başka hiçbir ilah olmayandır. Diridir, kayyumdur.

“Lâ te’ḫuẕühû sinetün ve lâ nevm. “

Onu ne bir uyuklama tutabilir, ne de bir uyku.

“Lehû mâ fi’s-semâvâti vemâ fi’l-arḍı.”

Göklerdeki her şey, yerdeki her şey onundur.

“Menẕelleẕî yeşfeʿu ʿındehû illâ bi-iẕnih. “

İzni olmaksızın onun katında şefaatte bulunacak kimdir?

“Yâʿlemü mâ beyne eydîhim ve mâ ḫalfehüm ve lâ yuḥîṭûne bi-şey’in min-ʿılmihî illâ bi-mâ şâe. Vesiʿa kürsiyyühü’s-semâvâti ve’l-arḍi. “

O, kulların önlerindekileri ve arkalarındakileri (yaptıklarını ve yapacaklarını) bilir. Onlar onun ilminden, kendisinin dilediği kadarından başka bir şey kavrayamazlar. Onun kürsüsü bütün gökleri ve yeri kaplayıp kuşatmıştır. (O, göklere, yere, bütün evrene hükmetmektedir.)

“Velâ yeûdü­ hû ḥıfẓuhümâ ve hüve’l-ʿaliyyü’l-ʿaẓîm.”

Gökleri ve yeri koruyup gözetmek ona güç gelmez. O, yücedir, büyüktür.

“Ve hüve’l-‘aliyyü’l-‘azîmu zü’l-celâli sübḥâ­nallâh” (1 defa)” “Sübḥânallâh” (33 defa)”

Sübhanallah: Allah’ın acâib-i sanatı akıllara hayret verir! O her türlü noksandan, kusurdan uzaktır.

Sübḥâne’l-bâḳî dâimeni’l-ḥamdülillâh” (1 defa) “Elḥamdülillâh” (33 defa)

Elhamdülillah: Allah’a hamd olsun. Hamd ancak Allah’a mahsustur.

“Rabbi’l-‘âlemîne te‘âlâ şânühü Allâhü Ekber” (1 defa) “Allâhü Ekber” (33 defa)

Allahuekber: Allah en büyüktür, hatıra hayale gelen ve gelmeyen her şeyden daha büyük O’dur.

“Lâ ilâhe illallâhü, vaḥdehû, lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-ḥamdü, yuḥyî ve yümît ve hüve ḥayyün lâyemût, bi-yedihi’l-ḫayru ve hüve ʿalâ külli şey’in ḳadîrun ve ileyhi’l-mašîr” “Faʿlem ennehu Lâ ilâhe illâllah”(1 defa)

Bil ki, Allah’tan başka ilâh yoktur.

“Lâ ilâhe illâllah”(33 defa)

Allah’tan başka ilah yoktur.

“Muḥammedü’r-resûlüllâhi šallâllahü teʿâlâ ʿaleyhi vesellem.”

Muhammed Allah’ın Resulüdür. Allahu Teâlâ’nın salât ve selâmı O’nun üzerine olsun.

Bismillâhirraḥmânirraḥîm.

Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.

İnnallâhe ve melâiketehû yüšallûne ʿale’nnebiy. Yâ eyyühelleẕîne âmenû šallû ʿaleyhi ve sellimû teslîmâ. Lebbeyk.

Hz. Peygambere, Allah salat, rahmet eder, melekler de salat, dua ve istiğfar eder. Ey iman edenler! Siz de ona salat (dua) ve tam bir teslimiyetle selâm getirin. (Ahzab Suresi,56)

Allahümme šalli ʿalâ seyyidinâ Muḥammedin ve ʿalâ âli seyyidinâ Muḥammed. Biʿadedi külli dâin ve devâin ve bârik ve sellim ʿaleyhi ve ʿaleyhim kesîrâ.

Allah’ım! Efendimiz Muhammed’e ve Efendimiz Muhammed’in âline, bütün maddî ve manevî dertler ve devalar adedince çok salât, bereket ve selâm ihsan eyle.

Allahümme šalli ʿalâ seyyidinâ Muḥammedin ve ʿalâ âli seyyidinâ Muḥammed. Biʿadedi külli dâin ve devâin ve bârik ve sellim ʿaleyhi ve ʿaleyhim kesîrâ.

Allah’ım! Efendimiz Muhammed’e ve Efendimiz Muhammed’in âline, bütün maddî ve manevî dertler ve devalar adedince çok salât, bereket ve selâm ihsan eyle.

Allahümme šalli ʿalâ seyyidinâ Muḥammedin ve ʿalâ âli seyyidinâ Muḥammed. Biʿadedi külli dâin ve devâin ve bârik ve sellim ʿaleyhi ve ʿaleyhim kesîran kesîrâ.

Allah’ım! Efendimiz Muhammed’e ve Efendimiz Muhammed’in âline, bütün maddî ve manevî dertler ve devalar adedince çok çok salât, bereket ve selâm ihsan eyle.

Šalli ve sellim yâ Rabbi ʿalâ ḥabîbike Muḥammedin ve ʿalâ cemîʿı’l-enbiyâi ve’l-mürselîn ve ʿalâ âli küllin ve šahbi küllin ecmaʿîn. Âmin ve’l-ḥamdü lillâhi Rabbi’l-ʿâlemîn.

Yâ Rabbi! Habibin Muhammed’e ve bütün enbiya ve resullere her birîsinin âl ve ashabına salât ve selâm eyle. Ãmin!

Hamd olsun Âlemlerin Rabbi Allah’a ki, hamd ancak kendisine mahsustur.

Elfü elfi šalâtin ve elfü elfi selâmin ʿaleyke yâ Resûlallah.

Bînler binler salât, binler binler selâm senin üzerine olsun ey Allah’ın Resulü!

Elfü elfi šalâtin ve elfü elfi selâmin ʿaleyke yâ Ḥabîballah.

Binler binler salât, binler binler Selam senin üzerine olsun ey Allah’ın Habibi!

Elfü elfi šalâtin ve elfü elfi selâmin ʿaleyke yâ emîne vaḥyillâh

Binler binler salât, binler bînler Selâm senin üzerine olsun ey Allah’ın vahyinin Emînî!

Allahümme šalli ve sellim ve bârik ʿalâ seyyidinâ Muḥammedin ve ʿalâ âlihî ve ašḥâbihî bi-ʿadedi evraḳı’l-eşcâr ve emvâci’lbiḥâr ve ḳaṭarâti’l-emṭâr vağfir lenâ verḥamnâ velṭuf binâ ve bi-Üstâẕinâ Saʿîdi’n-Nursî (radiyallahu ʿanh) ve vâlideynâ ve bi-ṭalebeti Resâili’n-Nur, yâ ilâhenâ bi-külli šalâtin minhâ eşhedü en lâilâhe illâllah ve eşhedü enne Muḥammeden Resûlüllâhi Šallallâhü ʿAleyhi Ve sellem.”

Allah’ım! Efendimiz Muhammed’e (asm) Âl ve Ashabına, ağaçların yaprakları, denizlerin dalgaları, yağmurların damlaları adedince salât, selâm ve bereket indir. Günahlarımızı bağışla, bize merhamet eyle. Bize ve Üstadımız Said Nursi’ye (r.a.) ve anne babamıza ve Risale-i Nur talebelerîne, ey İlâhımız, bu salâvâtların herbirisine mukabil lûtfeyle! Allah’tan başka îlâh olmadığına Şehâdet ederim ve Muhammed’in Allah’ın resulü olduğuna şehâdet getiririm. Allahu Teâlâ ona salât ve selâm etsin.

Binler binler salât, binler bînler Selâm senin üzerine olsun ey Allah’ın vahyinin Emînî!

Bismillahirrahmanirrahim

Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.

Sübḥâneke yâ Allah teʿâleyte yâ Raḥmân ecirnâ mine’n-nâr bi-ʿafvike yâ Raḥmân.

Sübhânsın, münezzehsin, Sana sığınırım ey binbir esma sahibi, mutlak ve gerçek mabûd olan Allah! Herşeyden üstün ve yücesin, ey bol rahmet eden, fark gözetmeden herkesi rızıklandıran Rahman! Affınla bizi azap ateşinden ve cehennemden kurtar ya Rahman.

Sübḥâneke yâ Raḥîm teʿâleyte yâ Kerîm ecirnâ mine’n-nâr bi-ʿafvike yâ Raḥmân.

Sübhânsın. münezzehsin, Sana sığınırım ey hususi rahmet gösteren, sevgili kullarına mağfiret    edip Cennet bahşeden Rahim!Her şeyden üstün ve yücesin, ey bol kerem sahibi, umulmadık yerden ihsan eden Kerîm! Affınla bizi azap ateşinden ve cehennemden kurtar ya Rahman.

Sübḥâneke yâ Ḥamîd teʿâleyte yâ Ḥakîm ecirnâ mine’n-nâr bi-ʿafvike yâ Raḥmân.

Sübhânsın, münezzehsin, Sana sığınırım ey her övgüye lâyık olan, ancak kendisine hamd ve sena olunan, bütün varlıkların hâl ve kal dilleriyle övülen Hamîd! Her şeyden üstün ve yücesin, ey her şeyi yerli yerine koyan hikmetle yapan, faydalı yaratan Hakîm! Affınla bizi azap ateşinden ve cehennemden kurtar ya Rahman.

Sübḥâneke yâ Mecîd teʿâleyte yâ Melîk ecirnâ mine’n-nâr bi-ʿafvike yâ Raḥmân.

Sübhânsın, münezzehsin, Sana sığınırım ey sonsuz izzet ve azamet ve nimet sahibi olan yücelerin yücesi Mecîd! Her şeyden üstün ve yücesin, ey her şeyin sahibi, sultanı Melîk! Affınla bizi azap ateşinden ve cehennemden kurtar ya Rahman.

Sübḥâneke yâ Ḳuddûs teʿâleyte yâ Selâm ecirnâ mine’n-nâr bi-ʿafvike yâ Raḥmân.

Sübhânsın, münezzehsin, Sana sığınınm ey maddî-manevi bütün çirkinliklerden, mutlak pak ve temiz olan, herşeyi en güzel şekilde temiz kılan Kuddüs! Her şeyden üstün ve yücesin, ey eksiklerden uzak ve her türlü kötülükten selâmet veren Selâm! Affınla bizi azap ateşinden ve cehennemden kurtar ya Rahman.

Sübḥâneke yâ Mü’min teʿâleyte yâ Müheymin ecirnâ mine’n-nâr bi-ʿafvike yâ Raḥmân.

Sübhânsın, münezzehsin, Sana sığınırım ey emniyet ve emân veren, kalplere iman bahşeden Mü’min! Her şeyden üstün ve yücesin, ey herşeyin dizgini elinde olan, bütün mevcudatı çepeçevre kudret kabzasında tutan, gözeten, kollayıp koruyan, Müheymin! Affınla bizi azap ateşinden ve cehennemden kurtar ya Rahman.

Sübḥâneke yâ ʿAzîz teʿâleyte yâ Cebbâr ecirnâ mine’n-nâr bi-ʿafvike yâ Raḥmân.

Sübhansın. münezzehsin, Sana sığınırım ey herkese galip gelen herbir mevcuda haddini bildiren sonsuz izzet sahibi Azîz! Her şeyden üstün ve yücesin, ey emir ve fermanına karşı konulamayan, dilediğini yaptırmaya muktedir olan, tamir ve ıslah eden Cebbâr! Affınla bizi azap ateşinden ve cehennemden kurtar ya Rahman.

Sübḥâneke yâ Mütekebbîr teʿâleyte yâ Ḫàlık ecirnâ mine’n-nâr bi-ʿafvike yâ Raḥmân.

Sübhânsın, münezzehsin, Sana sığınırım ey sonsuz derece büyüklük ve kibriya sahibi olan Mütekebbir! Her şeyden üstün ve yücesin, ey her şeyi yoktan var eden yaratan Hâlık! Affınla bizi azap ateşinden ve cehennemden kurtar ya Rahman.

Sübḥâneke yâ Evvel teʿâleyte yâ Âḫir ecirnâ mine’n-nâr bi-ʿafvike yâ Raḥmân.

Sübhânsın, münezzehsin, Sana sığınırım ey herşeyden önce var olan, başlangıcı olmayan ezelî olan Evvel! Her şeyden üstün ve yücesin, ey herşeyden sonra bakî kalan sonu olmayan ebedî olan Âhir! Affınla bizi azap ateşinden ve cehennemden kurtar ya Rahman.

Sübḥâneke yâ Ẓâhir teʿâleyte yâ Bâṭın ecirnâ mine’n-nâr bi-ʿafvike yâ Raḥmân.

Sübhânsın, münezzehsin, Sana sığınırım ey varlığı, sıfatı, isimleri her şeyde aşikar ve apaçık olan Zâhir! Herşeyden üstün ve yücesin, ey isim, sıfat, ef’al ve eserleriyle herşeyin içyüzünü ihata eden Bâtın! Affınla bizi azap ateşinden ve cehennemden kurtar ya Rahman.

Sübḥâneke yâ Bâri teʿâleyte yâ Mušavvir ecirnâ mine’n-nâr bi-ʿafvike yâ Raḥmân.

Sübhânsın, münezzehsin, Sana sığınırım ey eşyayı ve her şeyin âza ve cihazatını birbirine uygun, ve lâyık şekillerde yapan Bâri! Her şeyden üstün ve yücesin, ey herşeye, kendine ve çevresine münasip suret giydiren Musavvir! Affınla bizi azap ateşinden ve cehennemden kurtar ya Rahman.

Sübḥâneke yâ Tevvâb teʿâleyte yâ Vehhâb ecirnâ mine’n-nâr bi-ʿafvike yâ Raḥmân.

Sübhânsın. münezzehsin, Sana sığınırım ey tövbeleri sonsuz rahmetiyle kabul eden Tevvâb! Herşeyden üstün ve yücesin, ey çeşit çeşit hediyeleri, nimetleri karşılıksız bol bol ihsan eden Vehhâb! Affınla bizi azap ateşinden ve cehennemden kurtar ya Rahman.

Sübḥâneke yâ Bâis teʿâleyte yâ Vâris ecirnâ mine’n-nâr bi-ʿafvike yâ Raḥmân.

Sübhânsın, münezzehsin, Sana sığınırım ey kullarına elçiler gönderen, ölmüş cesetlere Haşir’de hayat bahşeden, Bâis! Her şeyden üstün ve yücesin, ey her şeyin hakikî ilk ve son sahibi olan, mülk yalnız kendisine kalan Vâris! Affınla bizi azap ateşinden ve cehennemden kurtar ya Rahman.

Sübḥâneke yâ Ḳadîm teʿâleyte yâ Muḳîm ecirnâ mine’n-nâr bi-ʿafvike yâ Raḥmân.

Sübhânsın, münezzehsin, Sana sığınırım ey varlığının bidayeti ve sonu olmayan, bizatihi var olan hâdis olmayan Kadîm! Her şeyden üstün ve yücesin ey hiç bir sebebe dayanmayan herşeyi ayakla tutan fenaya uğramayan Mukîm! Affınla bizi azap ateşinden ve cehennemden kurtar ya Rahman.

Sübḥâneke yâ Ferd teʿâleyte yâ Vitr ecirnâ mine’n-nâr bi-ʿafvike yâ Raḥmân.

Sübhansın, münezzehsin, Sana sığınırım ey rububiyetinde, ulühiyetinde, isim ve sıfatlarında benzeri olmayan, tek ve bir olan Ferd! Her şeyden üstün ve yücesin, ey zât, şuunat, isim ve sıfatında benzeri, dengi, eşi olmayan Vitr! Aflınla bizi azap ateşinden ve cehennemden kurtar ya Rahman.

Sübḥâneke yâ Nûr teʿâleyte yâ Settâr ecirnâ mine’n-nâr bi-ʿafvike yâ Raḥmân.

Sübhânsın, münezzehsin, Sana sığınırım ey misli, benzerî olmayan, yekta, mukaddes ezelî ve ebedî Nûr! Herşeyden üstün ve yücesin, ey kötülükleri çirkinlikleri rahmetiyle örten, gizleyen Settâr! Affınla bizi azap ateşinden ve cehennemden kurtar ya Rahman.

Sübḥâneke yâ Celîl teʿâleyte yâ Cemîl ecirnâ mine’n-nâr bi-ʿafvike yâ Raḥmân.

Sübhânsın, münezzehsin, Sana sığınırım ey sonsuz derece celalli ve yüce olan haşmet sahibi CelîI! Herşeyden üstün ve yücesin, ey nihayetsiz, gerçek güzellik sahibi olan Cemîl! Affınla bizi azap ateşinden ve cehennemden kurtar ya Rahman.

Sübḥâneke yâ Ḳàhir teʿâleyte yâ Ḳàdir ecirnâ mine’n-nâr bi-ʿafvike yâ Raḥmân.

Sübhânsın, münezzehsin, Sana sığınırım ey her şeye ve kuvvete galip gelen, hunharları dize getiren, hiç kimse tedbir ve takdirini geri çeviremeyen Kâhir! Her şeyden üstün ve yücesin, ey irade ettiği herşeye gücü ve kuvveti acze düşmeden eksilmeden kâfi gelen Kâdir! Affınla bizi azap ateşinden ve cehennemden kurtar ya Rahman.

Sübḥâneke yâ Melîk teʿâleyte yâ Muḳtedir ecirnâ mine’n-nâr bi-ʿafvike yâ Raḥmân.

Sübhânsın, münezzehsin, Sana sığınırım ey herşeyin gerçek sahibi, bütün mevcudatın mutlak maliki, hükümdarı olan Melik! Her şeyden üstün ve yücesin, ey kuvvet ve kudret sahiplerini istediği gibi yönlendiren, bütün mevcudatı kudreti altında tutan Muktedir! Affınla bizi azap ateşinden ve cehennemden kurtar ya Rahman.

Sübḥâneke yâ ʿAlîm teʿâleyte yâ ʿAllâm ecirnâ mine’n-nâr bi-ʿafvike yâ Raḥmân.

Sübhânsın, münezzehsin, Sana sığınırım ey herşeyi bihakkın bilen, hiçbir şey ondan gizlenemeyen Alîm! Her şeyden üstün ve yücesin, ey sonsuz ilim sahibi olan Allâm! Affınla bizi azap ateşinden ve cehennemden kurtar ya Rahman.

Sübḥâneke yâ ʿAẓîm teʿâleyte yâ Ğafûr ecirnâ mine’n-nâr bi-ʿafvike yâ Raḥmân.

Sübhânsın, münezzehsin, Sana sığınırım ey sonsuz azamet, ve nihayetsiz ihatalı esma sahibi olan Azîm! Herşeyden üstün ve yücesin, ey çok mağfiret eden, kullarını bağışlamayı seven Gafûr! Affınla bizi azap ateşinden ve cehennemden kurtar ya Rahman.

Sübḥâneke yâ Ḥalîm teʿâleyte yâ Vedûd ecirnâ mine’n-nâr bi-ʿafvike yâ Raḥmân.

Sübhânsın. münezzehsin, Sana sığınırım ey en güzel muamele eden, fırsat tanıyan hemen cezalandırmayan Halîm! Her şeyden üstün ve yücesin, ey çok seven ve sevdiren, sevilmeye ve dostluğu kazanılmaya en çok lâyık olan Vedûd! Affınla bizi azap ateşinden ve cehennemden kurtar ya Rahman.

Sübḥâneke yâ Şehîd teʿâleyte yâ Şâhid ecirnâ mine’n-nâr bi-ʿafvike yâ Raḥmân.

Sübhânsın, münezzehsin, Sana sığınırım ey mülkünde olup biten her şeyi gören, her yerde hâzır ve nazır olan Şehîd! Her şeyden üstün ve yücesin, ey bütün mevcudat birden gören, her yerde hâzır, herşeye nazır olan Şâhid! affınla bizi azap ateşinden ve cehennemden kurtar ya Rahman.

Sübḥâneke yâ Kebîr teʿâleyte yâ Müteʿâl ecirnâ mine’n-nâr bi-ʿafvike yâ Raḥmân.

Sübhânsın, münezzehsin, Sana sığınırım ey mümkün ve mutasavver bütün büyüklerden daha büyük olan Kebîr! Her şeyden üstün ve yücesin, ey her batıl düşünceden pak muallâ ve yüce olan Müteâl! Affınla bizi azap ateşinden ve cehennemden kurtar ya Rahman.

Sübḥâneke yâ Nûr teʿâleyte yâ Lâṭîf ecirnâ mine’n-nâr bi-ʿafvike yâ Raḥmân.

Sübhânsın, münezzehsin, Sana sığınırım ey misli, benzeri olmayan, yekta, mukaddes ezeli ve ebedi Nûr! Herşeyden üstün ve yücesin, ey lütufla davranan, gizli inceliği bilen, her şeyde nazik cemal-i san’âtı görünen Latîf! Affınla bizi azap ateşinden ve cehennemden kurtar ya Rahman.

Sübḥâneke yâ Semi teʿâleyte yâ Kefîl ecirnâ mine’n-nâr bi-ʿafvike yâ Raḥmân.

Sübhânsın, münezzehsin, Sana sığınırım ey bütün ses ve sadaları en iyi işiten Semi’! Her şeyden üstün ve yücesin, ey her şeyi yoluna koymakta kendisine en fazla güvenilen Kefîl! Affınla bizi azap ateşinden ve cehennemden kurtar ya Rahman.

Sübḥâneke yâ Ḳarîb teʿâleyte yâ Bašîr ecirnâ mine’n-nâr bi-ʿafvike yâ Raḥmân.

Sübhânsın, münezzehsin, Sana sığınırım ey herşeye nihayet derece yakın olan, hiç birşey tasarrufuna, rububiyyetine engel olamayan Karîb! Her şeyden üstün ve yücesin, ey herşeyin her zaman iç ve dışını ve gerçek hakikatini bütün incelikleriyle en İyi surette gören Basîr! Affınla bizi azap ateşinden ve cehennemden kurtar ya Rahman.

Sübḥâneke yâ Ḥaḳ teʿâleyte yâ Mübîn ecirnâ mine’n-nâr bi-ʿafvike yâ Raḥmân.

Sübhânsın, münezzehsin, Sana sığınırım ey varlığı, birliği isim ve sıfatları her şeyden daha hak ve gerçek olan Hak! Her şeyden üstün ve yücesin, ey mahlukatına gerekli her şeyi açıklayan, maddî-mânevi ayetleriyle varlığı birliği tam zahir olan Mübîn! Affınla bizi azap ateşinden ve cehennemden kurtar ya Rahman.

Sübḥâneke yâ Raûf teʿâleyte yâ Raḥîm ecirnâ mine’n-nâr bi-ʿafvike yâ Raḥmân.

Sübhânsın, münezzehsin, Sana sığınırım ey çok esirgeyen, re’fet ve hususî şefkatini gösteren Raûf! Herseyden üstün ve yücesin, ey hususî rahmet gösteren, sevgili kullarına mağfiret edip Cennet bahşeden Rahîm! Affınla bizi azap ateşinden ve cehennemden kurtar ya Rahman.

Sübḥâneke yâ Ṭâhir teʿâleyte yâ Muṭahhir ecirnâ mine’n-nâr bi-ʿafvike yâ Raḥmân.

Sübhânsın, münezzehsin, Sana sığınırım ey sonsuz derece pak ve temiz olan mutlak Tâhir! Her şeyden üstün ve yücesin, ey dilediği herşeyi maddî ve manevî kirlerden pak ve temiz kılan, mutlak Mutahhir! Affınla bizi azap ateşinden ve cehennemden kurtar ya Rahman.

Sübḥâneke yâ Mücemmil teʿâleyte yâ Mufaḍ­ḍıl ecirnâ mine’n-nâr bi-ʿafvike yâ Raḥmân.

Sübhânsın, münezzehsin, Sana sığınırım ey maddi manevî herşeyi dilediği ölçüde güzelleştiren Mucemmil! Her şeyden üstün ve yücesin, ey dilediğini üstün kılan Mufaddıl! Affınla bizi azap ateşinden ve cehennemden kurtar ya Rahman.

Sübḥâneke yâ Muẓhir teʿâleyte yâ Münʿim ecirnâ mine’n-nâr bi-ʿafvike yâ Raḥmân.

Sübhânsın, münezzehsin, Sana sığınırım ey hak ve hakikati ve dilediği herşeyi açığa çıkaran Muzhir! Herşeyden üstün ve yücesin, ey mahlukatına, hesaba gelmez çeşit çeşit her taifeye münasip lezzetli şirin nimetler veren Mün’im! Affınla bizi azap ateşinden ve cehennemden kurtar ya Rahman.

Sübḥâneke yâ Deyyân teʿâleyte yâ Sulṭân ecirnâ mine’n-nâr bi-ʿafvike yâ Raḥmân.

Sübhânsın, münezzehsin, Sana sığınırım ey amellere en lâyık karşılık veren, zayi etmeyen Deyyân! Herşeyden üstün ve yücesin, ey gerçek saltanat ve hüküm sahibi Sultân! Affınla bizi azap ateşinden ve cehennemden kurtar ya Rahman.

Sübḥâneke yâ Ḥannân teʿâleyte yâ Mennân ecirnâ mine’n-nâr bi-ʿafvike yâ Raḥmân.

Sübhânsın, münezzehsin, Sana sığınırım ey çok rahmet eden, en latif rahmetini gösteren Hannân! Herşeyden üstün ve yücesin, ey çok ihsan eden, hakikî iyilik sahibi olan Mennân! Affınla bizi azap ateşinden ve cehennemden kurtar ya Rahman.

Sübḥâneke yâ Eḥad teʿâleyte yâ Šamed ecirnâ mine’n-nâr bi-ʿafvike yâ Raḥmân.

Sübhansın, münezzehsin, Sana sığınırım ey taklit edilmez, misli yapılamaz herbir sanat ve eserinde birliği görünen Ehad! Her şeyden üstün ve yücesin, ey herşeyin, her mahlukun her ihtiyacını yeren, hiç bir şeye muhtaç olmayan Samed! Affınla bizi azap ateşinden ve cehennemden kurtar ya Rahman.

Sübḥâneke yâ Ḥayy teʿâleyte yâ Ḳayyûm ecirnâ mine’n-nâr bi-ʿafvike yâ Raḥmân.

Sübhânsın, münezzehsin, Sana sığınırım ey mutlak, zatî, ezelî ye ebedî hayat sahibi dan Hayy! Her şeyden üstün ve yücesin, ey her şey kendisine istinat edip dayanarak kaim olan, vücudu hiçbir şeye dayanmayan Kayyûm! Affınla bizi azap ateşinden ve cehennemden kurtar ya Rahman.

Sübḥâneke yâ ʿAdl teʿâleyte yâ Ḥakem ecirnâ mine’n-nâr bi-ʿafvike yâ Raḥmân.

Sübhânsın, münezzehsin, Sana sığınırım ey mutlak adalet sahibi Adl! Her şeyden üstün ve yücesin, ey hüküm ve kaza sahibi Hakem! Affınla bizi azap ateşinden ve cehennemden kurtar ya Rahman.

Sübḥâneke yâ Ferd teʿâleyte yâ Ḳuddûs ecirnâ mine’n-nâr bi-ʿafvike yâ Raḥmân.

Sübhânsın, münezzehsin, Sana sığınırım ey rububiyettinde, ulûhiyetinde, isim ve sıfatlarında benzeri olmayan, tek ve bir olan Ferd! Her şeyden üstün ve yücesin, ey bütün maddî-mânevî çirkinliklerden, mutlak pak ve temiz olan. herşeyi en güzel şekilde temiz kılan Kuddûs! Affınla bizi azap ateşinden ve cehennemden kurtar ya Rahman.

Sübḥâneke âhiyyen şerâhiyyen teʿâleyte lâ ilâhe illâ ente ecirnâ ve ecir Üstâẕenâ Saʿîde’n-Nursî (raḍıyallâhu ʿanh) ve vâlideynâ ve iḫvânenâ ve eḫavâtinâ ve ṭalebete Resâili’n-Nûri ve rufeḳàenâ ve aḥbâbene’l-mü’minîne’lmuḫlišîne mine’n-nâr. Ve min-külli nâr vaḥ­ feẓnâ min-şerri’n-nefsi ve’ş-şeyṭân ve minşerri’l-cinni ve’l-insân ve min-şerri’l-bidʿati ve’ḍ-ḍalâlâti ve’l-ilḥâdi ve’ṭ-ṭuğyân Bi-ʿafvike yâ Mücîr, bi-faḍlike yâ Ğaffâr biraḥmetike yâ Erḥame’r-râḥimîn. Allahümm’e-dḫılne’l-Cennete meʿâ’l-ebrâr, bi­-şefâʿati nebiyyike’l-muḫtâr. Âmin, ve’lḥamdü lillâhi Rabbi’l-Âlemîn.

Sen Sübhânsın bütün kusur ve noksanlıktan uzak ve paksın, Sübhaniyyetine sığınıyorum, ey çok merhamet eden, Latif rahmetini gösteren Hannân ve en çok ihsan eden, hakikî iyilik ve nimet sahibi olan Mennân! Senden başka ilâh yoktur. Sen her şeyden yüce ve muallâsın.Bizi, Üstadımızı, anne babamızı, arkadaşlarımızı, akrabalarımızı, hâlis dostlarımızı cehennem ateşinden, diğer bütün ateşlerden kurtar. Bizleri nefis ve şeytanın şerrinden, cin ve insanın şerrinden, bid’aların, dalaletin, şirkin ve azgınlığın şerrinden muhafaza eyle. Affının hürmetine azaptan koruyan ey Mücîr! fazlının bereketine çok bağışlayan ey Gaffâr! Rahmetinin hatırına, ey merhametlilerin merhametlisi Erhamerrâhimin!.Allah’ım! seçkin peygamberinin şefaatiyle, iyilerle beraber, bizleri Cennet’e idhal eyle! Dualarımızı kabul buyur. Hamd olsun Âlemlerin Rabbi Allah’a ki, hamd ancak kendisine mahsustur.

Bismillâhirraḥmânirraḥîm

Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.

Amme yetesêelûn.

Birbirlerine neyi sorup duruyorlar?

Ani’n-nebei’l-ʿaẓîm . Elleẓî hüm fîhi muḫtelifûn

Üzerinde anlaşmazlığa düştükleri, tekrar dirilme olan büyük haberi mi?

Kellâ seyʿalemûn.

Hayır; şüphesiz görüp bilecekler.

Sümme kellâ seyʿalemûn

Yine hayır; elbette görüp bilecekler,

Elem necʿali’l-arḍa mihâdâ . Ve’l-cibâle evtâdâ .

Yeryüzünü hayata uygun bir beşik, dağlan da onun için birer direk kılmadık mı?

Ve ḫalaḳnâküm ezvâcâ

Sizi çift çift yarattık;

Ve ceʿalnâ nevmeküm sübâtâ

Uykunuzu dinlenme vakti kıldık;

Ve ceʿalne’l-leyle libâsâ

Geceyi bir örtü yaptık;

Ve ceʿalne’n-nehâra meʿâşâ

Gündüzü maişet vakti kıldık;

Ve beneynâ fevḳaküm sebʿan şidâdâ

Üstünüze yedi kat sağlam gök bina ettik;

Ve ceʿalnâ sirâcev-vehhâcâ

Parlak ışık saçan güneşi var ettik;

Ve enzelnâ mine’l-mu’širâti mâen seccâcâ.Linuḫrice bihî ḥabbev-venebâtâ.Ve cennâtin elfâfâ

Daneler, bitkiler, ağaçlanı sarmaş dolaş bahçeler yetiştirmek için, yağmaya hazır bulutlardan bol su indirdik,

İnne yevme’l-fašli kâne mîḳàtâ

Doğrusu, hüküm gününün vakti elbette tesbit edilmiştir.

Yevme yünfeḫu fiššûri fete’tûne efvâcâ

O gün sura üflenir, siz de bölük bölük gelirsiniz.

Ve fütiḥatissemâü fekânet ebvâbâ

Gökler açılır, kapı kapı olur.

Ve süyyirati’l-cibâlü fekânet serâbâ

Dağlar yürütülüp serap olur.

İnne Cehenneme kânet miršâdâ

Cehennem, azgınlanı bekler.

Li’ṭ-ṭâğîne meâbâ

Orası varacakları yerdir.

Lâbisîne fîhâ eḥḳàbâ

Sonsuz çağlar boyunca orada kalacaklar.

Lâ yeẕûḳùne fîhâ berdev-velâ şarâbâ

Orada serinlik bulamayacaklar, işlediklerine uygun olan kaynar su ve irin dışında bir içecek tadamayacaklardır.

İllâ ḥamîmev-veğassâḳâ. Cezâev-vifâḳâ

İşte yaptıklarına uygun bir ceza!

İnnehüm kânû lâ yercûne ḥisâbâ

Çünkü onlar, hesaba çekileceklerini ummuyorlardı.

Ve keẕẕebû bi-âyâtinâ kiẕẕâbâ

Ayetlerimizi hep yalan sayıp dururlardı.

Ve külle şey’in aḥšaynâhü kitâbâ

Biz de herşeyi yazıp saymışızdır.

Feẕûḳû felen-nezîdeküm illâ ʿaẕâbâ

Artık tadınız, bundan böyle size azaptan başka bir şey arttıracak değiliz.

İnne li’l-mütte ḳîne mefâzâ

Doğrusu, Allah’a karşı gelmekten sakınanlara kurtuluş vardır.

Ḥadâiḳa ve aʿnâbâ

Bahçeler, bağlar vardır.

Ve kevâibe etrâbâ

Göğüsleri tomurcuklanmış yaşıt kızlar vardır.

Ve ke’sen dihâḳâ

Dolu kadehler vardır.

Lâ yesmeʿûne fîhâ lağvev-velâ-kiẕẕâbâ

Orada boş ve yalan söz işitmezler.

Cezâem-mi’rRabbike ʿaṭâen ḥisâbâ

Bunlar Rabbinin katından, güzel karşılık ve yeterli bir insandır.

Rabbi’s-semâvâti ve’l-arḍi vemâ beynehüme’r-raḥmâni lâ yemlikûne minhü ḫiṭâbâ

O, göklerin, yerlerin ve ikisi arasında olanların Rabbidir. O Rahman’dır. Ona hitapta bulunmaya kimsenin gücü yetmez.

Yevme yeḳûmü’r-rûḥu ve’l-melâiketü šaffâ.Lâ yetekellemûne illâ men eẕine lehü’r-raḥmânü ve ḳâle šavâbâ

O gün Cebrail ve melekler saf saf olup dizilirler.Rahman olan Allah’ın izin verdikleri dışında hiç kimse konuşamaz; konuşanlar da ancak doğruyu söyler.

Ẕâlike’l-yevmü’l-haḳḳu femenşâetteḫaẕe ilâ Rabbihî meâbâ

İşte o gün hak günüdür. Artık dileyen, Rabbine giden bir yol tutsun kendine.

İnnâ enẕernâküm ʿaẕâben ḳarîbâ, yevme yenẓuru’l-mer’ü mâ ḳaddemet yedâhü ve yeḳùlü’l-kâfiru yâ leytenî küntü tü râbâ.

Sizi, yakın gelecekteki bir azapla uyardık; o gün kişi elleriyle işlediklerine bakar. Kafir de: “Keşke toprak olsaydım” der.

Facebook
WhatsApp
Twitter
LinkedIn